Yirmili yaşlarımdan beri kendimi en rahat ve mutlu hissettiğim zamanlar yelkenli bir tekne ile denizin üzerinde olduğum anlardır. Suyun üzerinde kalmak, denizin verdiği bereket, içine atladığımda hissettiğim hafiflik, teknenin üzerinde birlikte olmaktan mutluluk duyacağım insanlarla anı paylaşmak, gürültüden uzak sadece kendi tercih ettiğim bir müziği dinleyebilmek yada sadece susmak, tekne ilerlerken yüzümü yalayan rüzgar ile hissettiğim özgürlük… Bu sakinlik ve huzur ne yazık ki sonsuza dek sürmez. Gökyüzünü bir anda kaplayan bulutlar, hırçınlaşan dalgalar önünüzde duvar gibi yükselmeye başlayınca kendime en sık sorduğum soru "Ne zaman bitecek? Ben niye buradayım" olsa da tüm bu zahmetler beni denize çıkmaktan alıkoyamıyor. Sonunda limana girerken hissettiklerim her sıkıntıya değer.

Yelkenli bir teknedeyseniz, motoru çalıştırıp ilerlemek en kolayı. Ancak uygun rüzgar varsa, suyun güverteyi yalayarak geçerken çıkardığı sesle karışan rüzgarın uğultusu eşliğinde denizin üzerinde adeta kayarak süzülmenin keyfi bambaşka. Yelkenleri doğru açılar ile kullanmak, havayı koklamak, çevredeki tehlikeleri kollamak da başka bir keyif. Bunun için bilgi, deneyim, kas gücü, hislerinizi kullanmak ve mutlaka bir ekip gerekiyor. Yelken yapma konusunda çok uzman olmasam da bu bütünlük sağlandığında yaşadıklarım benim için çok güzel. Hayat bir deniz ise, denizin üzerinde yol alabilmek için gerekli donanım, akıl ve beden sağlığı, paylaşmak, anı yaşamak ve eğlenmek bence yeterli. Bazen dingin bir limana girmek, bazen açık denizlere açılıp dev dalgalarla savaşmak, gerektiği anda kayalıklara çarpmamak için doğru manevra ile tramola yapmak, bazen atlayıp yüzmek, bazen geceleri güverteye uzanıp yıldızları izlemek, en güzeli de merak ettiğim yeni yerleri görmek için yelken açmak…

Başıboş bir yelkenli gibi rüzgarın sürüklediği yere gitmektense hayatta beni doyuma ulaştıracak şeyleri yapmak için tüm donanımımla, hazır ve nazır olarak yelkenlerimi açma kararı aldım. Bazen dümendeyim, bazen halat çekiyorum, bazen demir atıyor ve alıyorum, bazen de öylece duruyorum…

"Peki, yukarıda yazdığın duyguların farkına nasıl vardın?" diye soracak olursanız: Co_aktif Koç' oldum. "Hadi canım!" diyenleriniz olabilir ki bu benim de ilk cümlemdi. Başlangıçta, mühendis kafası ile bunun nasıl mümkün olabileceğinden çok emin değildim çünkü sol beynim o kadar çok çalışıyordu ki ne hissettiğim yerine hep aksiyona odaklanıyordum. Öyle ya! Herşey, hemen çözülmeli!

Bu işin eğitimini alarak derinleşip uzmanlaştıkça, inanılmaz bir değişim yaşadım. Yaşadığım bu değişim ile şimdi öz değerlerimin daha farkında, kendimi sınırlayan durum ve koşullar karşısında daha cesur hale geldim. Belirlediğim hayat hedefimin doğrultusunda ilerliyorum. Sahip olduğum beceri ve tecrübelerimi, benim gibi değişimi yaşama arzusuyla, kendi ile uğraşan, öz değerlerini farkedip, engellerinin önüne geçerek hayat hedefini tanımlamak isteyenlere destek oluyorum.

Sizin için en iyisini, sizden başka kimse bilemez ve yapamaz!

Bunun için sadece biraz desteğe ihtiyacınız olabilir. Ben buradayım, beklerim…

Sevgi ile kalın,

Hikmet